Futbolcu - Kulüp İhtilaflarında Zorunlu Arabuluculuk Dönemi

En son güncellendiği tarih: 15 Oca 2020

Geçmişten günümüze kadar spor hukuku alanında futbolcu- kulüp arasında yaşanan parasal uyuşmazlıklarda Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kimi zaman münhasır yetkili kimi zaman ise tarafların isteğine bağlı olarak başvurabileceği ihtiyari bir müessese olarak düzenlenmiştir.



5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 2. nolu fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 18.01.2018 tarih, 2017/36-2018/7 karar sayılı ilamı ile iptal edilmiş ve böylece; Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun münhasır yetkisi ortadan kalkmıştır. , Bunun üzerine Türkiye Futbol Federasyonu, Statü ve Talimat değişikliğine giderek kulüp ile futbolcu arasında doğan parasal ihtilaflarda Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkilerini yeniden düzenlemiştir;


Türkiye Futbol Federasyonu Statüsünün, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun Görev ve Yetkileri” başlıklı 56/1. maddesi;


“ Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, taraflarca yetkisinin kabul edilmesi halinde; kulüpler, futbolcular, teknik adamlar ve futbol menajerlerinin, aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafları inceler ve karara bağlar. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran Uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. “ şeklinde düzenlenmiştir.


17.06.2019 tarihli Uyuşmazlık Çözüm Kurulu talimatının “Kurulun Yargı Yetkisini” düzenleyen 2. maddesi, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, taraflarca yetkisinin kabul edilmesi halinde; kulüpler, futbolcular, teknik adamlar ve futbol menajerlerinin, aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafları inceler ve karara bağlar.” şeklinde olup, bu surette futbolcu ile kulüp arasındaki kanundan ve sözleşmeden doğan parasal uyuşmazlıklar için Adli yargı yolu açılmış, Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun ihtiyari yetkisi de açıkça ifade edilmiştir.


Bu surette bugüne değin münhasır yetkili olan Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Haziran 2019 tarihli Talimat ve Türkiye Futbol Federasyonunu Statüsündeki değişiklikle ,artık isteğe bağlı olarak futbol ailesi üyelerinin tercih edeceği bir merci olmuştur. Bu sebeple futbol ailesi üyeleri yaşadıkları ihtilaflarda Uyuşmazlık Çözüm Kurulunu tercih etmemeleri halinde Adli Merciler huzurunda haklarını arayabileceklerdir.



Futbol ailesi üyelerinden olan, futbolcu ve antrenör arasında adli yargı sürecinde izlenecek yollar bakımından da bir takım farklılıklar bulunmaktadır.


4857 sayılı İş Kanununun İstisnalar başlıklı 4/g maddesinde, İş Kanunu Hükümlerinin sporcular hakkında uygulanamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu durumda sporcunun kim olduğunu kimleri kapsadığını tespit etmek ve uygulanacak hukuk kaideleri ortaya koymak gerekmektedir. Yargıtay’ın Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararını da zikretmek sureti ile vermiş olduğu

yakın tarihli bir kararında;

(YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2015/24584,K. 2018/21216,T. 22.11.2018 sayı;)Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 23.05.1960 gün, 11-10 Sayılı ve 10.05.1974 gün, 3-44 Sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına düzenlenen hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.Yukarıdaki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında, sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır.Ancak, doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki işsözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir.İş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanunu'nda işçilik alacakları ile ilgili olarak tahkim yoluna gidilmesine yönelik bir düzenleme olmadığından, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.Gerek özel hakem, gerekse genel mahkemelerde görülen sporcu ile kulübü arasındaki alacaklara ilişkin uyuşmazlıklarda, 4857 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, özel yasal düzenlemeler dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.Somut uyuşmazlıkta; davacının sporcu olduğu tartışma konusu olmayıp, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında İş Mahkemesi görevli olmadığından, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”İlgili karar da incelendiğinde İş Kanununda istisna olarak sayılan sporcudan kimin anlaşılması gerektiği net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Peki İş Kanunu kapsamı dışında tutulan futbolculara hangi kanun hükümleri uygulanacaktır.


Şöyle ki;


Taraflar arasında imzalanan futbolcu sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir ,futbolcu kulüp için maçlara çıkmak veya yarışmak , performansına dikkat etmek , maçlarda veya yarışmalarda kulübü adına en iyisini yapmakla yükümlü olurken , diğer taraf olan kulüp ise bu edimine karşılık ,futbolcunun ücretini zamanında ödemek , sözleşme gereği başka edimleri varsa bunları yerine getirmek , örneğin başarılı bir performans sergilendiği zaman prim verilmesi öngörülmüş ise bunu vermek ile yükümlüdür. Bu edimlerin yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi durumunda , tarafların imzaladıkları sözleşmeler dolayısıyla yüklendikleri edimleri yerine getirmemeleri ve bunun karşısında diğer tarafın akdi tek taraflı feshetmesi, sözleşmelerin feshedilmesinden kaynaklı zararların tazmini ve alacakların alınması açısından bu çalışmanın konusunu oluşturan davaların açılması söz konusu olmaktadır.


Futbolcu ile kulüp arasındaki ilişki 6098 sayılı Borçlar Kanunu 393 ve devamı maddeleri anlamında bir hizmet ilişkisidir. Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir Bir kimse, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır.


Sözleşmeden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, işçi yüklendiği işi bizzat yapmakla yükümlüdür. İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür. Bu hukuksal ilişki gereğince doğabilecek hukuki ihtilafların hangi mahkemede görüleceği de önem arz etmektedir.


25.10.2017 tarih ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesi; -

(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına …ilişkin dava ve işlere bakar.”şeklinde olup, bu sebeple Futbolcu ile Kulüp arasındaki sözleşmeden ve kanundan doğan parasal ihtilaflarda İş Mahkemeleri görevli olsa da uygulanacak Kanun 6098 sayılı Borçlar Kanununun Hizmet Sözleşmesine ilişkin hükümleridir. Futbolcunun yerli ya da yabancı olması hali de farklı hukuki uygulamalara sebebiyet vermektedir. Bu farklılık ilerleyen zamanda yapacağımız çalışmalarda ayrıca yer alacaktır. Bu çalışma yalnızca yerli futbolcular ile kulüp arasındaki ihtilaflar hakkındadır.


Adli makamlar önünde bu davaları açarken Arabuluculuğa ihtiyari olarak başvurulabileceği gibi zorunlu olarak başvurulmasının öngörüldüğü hukuki ihtilaflar mevcuttur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu MADDE 3- (1) “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” Arabulucuya başvurmadan dava açmanız halinde verilen süre içerisinde bu eksikliği tamamlamamanız halinde davanız usulden reddedilebilir.


Bu itibarla açıkça ifade etmek gerekirse yapılan düzenlemelerle artık, kulüp ile futbolcu arasındaki kanundan ve hizmet sözleşmesinden doğan davalar İş Mahkemesinde görülecek, bu ihtilaflara 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacak ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3. maddesinde sayılı hallerde arabulucuya başvurulması zorunluluğu dava şartı olarak aranacaktır. Değişen mevzuat ve düzenlemeler doğrultusunda uygulamanın günümüzdeki son hali bu şekilde olup, hali hazırda futbolcular kulüplerle mevcut parasal ihtilafları için İş Mahkemelerinde dava açmakta ve bu sebeple Futbol Kulüplerine zorunlu arabuluculuk davet belgeleri de gönderilmeye başlanmıştır.


6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 2. maddesine göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 07.06.2012 tarihinde kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte ülkemizde de arabuluculuk faaliyetleri yasal bir temel kazanmıştır.


Bu minvalde Spor Hukuku alanında, futbolcu-kulüp arasında doğabilecek parasal uyuşmazlıklarda arabuluculuk müessesesine tarafların sıfatına göre hem ihtiyari hem de zorunlu olarak başvurular kabul edilebilmektedir. Spor hukuku farklı süjeleri bir araya toplayan bir kimliğe sahip olup, her süjeye göre arabuluculuk süreci farklı işletilebilmekte ve menfaat sahipleri haklarını kolaylıkla alabilmektedir.

Örneğin; Bir Futbolcunun ödemesini alamaması ihtimalini Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözüm Kurulu bünyesinde kıyas yapmak sureti ile değerlendirmek gerekirse Arabuluculuk süreci zaman kavramına önem veren ve Mevzuatta sürecin tamamlanması için azami süre öngören, tamamen hak sahiplerinin haklarına en kısa sürede ulaşmalarına hizmet eden, sürecin gizliliğini kanuni güvencelere bağlayan bir mercidir.


Kapsamlı düzenlemeler ihtiva eden Spor Hukuku Alanında çıkan ihtilaflar konusuna göre, tarafsız bir arabulucunun yardımıyla, taraflar arasındaki ilişkilerin kolaylaştırılmasıdır ve arabulucunun sahip olduğu işlev itibariyle dava ve tahkim yolundan ayrılır.


Ayrıca daha düşük maliyetlere imkan tanıması, daha hızlı sonuç alınması, geçmişten ziyade şu ana ve geleceğe odaklanması, taraflara geniş bir karar yelpazesi sunması, samimi üslubu ve buna eklenen gizlilik ve taraf kontrolünde olması gibi sebeplerle yargısal yollara çok farklı bir alternatif oluşturmaktadır.


Arabuluculuk kurumunun işlerlik kazanacağı uyuşmazlıklar hukuk uyuşmazlıklarıdır. Arabuluculuk, sadece tarafların anlaşmak suretiyle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri yani sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkları bağlamında uygulama alanı bulacaktır. Bu durum karşısında, kamu düzenine ilişkin olan ve dolayısıyla tarafların anlaşmak suretiyle üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmasına olanak vermeyen hukuki ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuğa başvurulamayacaktır.


Arabuluculuk sürecini anlamlandırabilmek adına Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, İş Mahkemeleri Kanunu ilgili hükümleri ve Spor Hukuku Mevzuatı incelenmeli , Spor Hukukunun Futbola ilişkin düzenlemeleri konusunda uzman bir Arabulucudan yardım alınarak sürecin zorunlu olup olmadığı, görevli mahkeme, uygulanacak hukuk gibi kritik konular doğru saptanmalıdır.

36 görüntüleme