Trafik Kazalarından Doğan Alacaklarda Arabuluculuk Yolu

En son güncellendiği tarih: 17 Mar 2020

Trafik Kazalarından Doğan Alacaklarda Arabuluculuk Yolu

Karayolu üzerinde, kara yolları tarafından tanımlanmış bir veya birden fazla araç hareket halindeyken meydana gelen ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış kazalardır. Trafik kazalarında kusur sorumluluğu olan kişi veya kişilere karşı maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği hukukumuzca düzenlenmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

Yasanın koruduğu amaç, zarara uğrayanın cismani ve manevi zararının tazminat yolu ile parasal olarak giderilmesidir.


Trafik kazalarından kaynaklanan davaları kimler açabilir?

· Zarar gören,

· Zarar görenin yakınları

(Ortaya çıkan kazada ağır ve bedensel zarar mevcut ise kişinin yakınları manevi tazminat davası açma hakkını haizdirler. Maddi tazminat davası ise ölenin yakınları tarafından açılabilmektedir.)


Trafik kazalarından kaynaklanan davalar kimlere karşı açılabilir?

· Aracın Sürücüsüne,

· Malikine/İşletenine,

· Güvence Hesabına,

· Sigortacısına,

· Kazaya sebebiyet veren 3. kişiler dava edilebilmektedir.

Görüldüğü üzere yasa koyucu dava açılacak kişileri geniş tutarak davacının durumunu gözetmektedir. Zarara sebebiyet verenlere karşı birlikte dava açılabileceği gibi tek bir kişinin de sorumluluğuna gidilebilmektedir.


Yetkili/Görevli Mahkeme

Maddi ve manevi tazminat davalarında birden fazla yetkili mahkeme bulunmaktadır.

· Zarar görenin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi,

· Davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi,

· Haksız fillin meydana geldiği yer mahkemesi,,

· Sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi, yetkilidir.


Görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu esaslarına göre Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Sigorta şirketlerine açılan davalar Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari iş niteliğinde kabul edildiğinden açılacak davalar Asliye Ticaret Mahkemesi’ndegörülmektedir.

Meydana gelen vakıada zarar göreninölümü gerçekleşmişse veya bedensel zararın tazmin edilmesi amaçlanıyorsa tazminat davası sigorta şirketine yönetilecekse dahi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görevlidir. Bahsi geçen tazminat davaları kaynağını Türk Borçlar Kanunu’ndan almaktadır. Ancak Yargıtay’ın bu konuda varmış olduğu farklı görüşleri bulunmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararda sigorta şirketlerine karşı açılan ölüm ve bedensel zararların tazmini davalarının Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılması gerektiğini kabul etmiştir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15.02.2013, E.2013/702-K.2003/1676 ) Yargıtay 17. Hukuk Dairesi başka bir kararında Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.06.2013, E.2013/10280 K.2013/10280 K.2013/10151)


Trafik Kazalarında Zamanaşımı

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. Maddesine göre zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde davanın açılması gerekmektedir. Ancak dava her halükarda olayın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır.


Zarar Görenin Talep Edebileceği Tazminatlar

Maddi ve manevi tazminat ,

· Tedavi giderleri

· Araçta meydana gelen hasarlar, değer kayıpları,

· Kişinin çalışmaya devam edememesi dolayısıyla ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlardır.

Zarar Gören Ölmüş ise,

· Cenaze giderleri,

· Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri,

· Ölenin yardımından yoksun kalanlara destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmektedir.


Zararların Hesaplanması

Talep edilen manevi tazminat hesaplanırken,

· Gerçekleşen olayın meydana geliş şekli,

· Tarafların gelirleri, sosyal ve ekonomik durumları,

· Kusur oranları ,

· Sağlık Kurulu tarafından verilen maluliyet raporu, engellilik durumu gözetilmektedir.

Maddi tazminat hesaplanırken ise;

· Kişilerin somut zararları ve kusurları dikkate alınmaktadır.


Dava Açılırken Gereken Masraflar

Vakıanın gerçeklemesiyle meydana gelen zararın ağırlığına ve kusurun oranına göre talep edilecek evraklarda değişlikler olacaktır. Dava açılırken harç ödenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK ve Harçlar Kanunu uyarınca “Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davalarında peşin harç yatırırken normal davalara göre 1/5 oranında harç ödeyeceklerdir.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Dava açılırken, tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi masrafları karşılayacak gider avansının davacı tarafından yatırılması zorunludur. HMK 120. Maddesine göre “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.” Yargılama giderlerinin haricinde davalı ve davacı tarafın avukat tarafından temsil edilmesi halinde vekalet ücreti de ödenecektir. Avukatlık ücreti 2019 yılında Resmi Gazetede yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenmektedir.


Trafik Kazalarında Açılan Davaların Sonuçlanma Süreci

Türk hukuk sisteminde iş yükünün fazla olması, bilirkişi raporlarının geç teslim edilmesi nedeniyle mahkeme süreci oldukça uzamaktadır. Mahkemede davacının tazminat isteminde bulunma hakkını haiz olup olmadığına bakılacaktır. Uzun süren muhakeme sonucunda taraflar itirazda bulunmazlar ise açılan dava karara bağlanacaktır. Mahkemenin verdiği karar davalı/davacı tarafından istinaf ve temyiz başvurusunda bulunmak suretiyle üst merciye taşınabilmektedir.

Bakanlık tarafından “Yargıda Hedef Süre” uygulaması getirilmiştir. Lakin iş yükünün fazla olması ve istihdam azlığı nedeniyle uygulamada henüz başarıya ulaşıldığının söylenmesi güçtür. Trafik kazalarından doğan uyuşmazlıklarda da davalar sürüncemede kalmakta yargılamalar uzun sürelerde sonuçlanmaktadır. Mahkemeye gitmeden de uyuşmazlıklar arabulucu aracılığıyla da çözüme kavuşturulabilmektedir Arabuluculuk usul ekonomisi açısından da oldukça avantajlı bir yoldur. Taraflar arabulucuyu serbestçe belirleyebilecekler 3. bir kişi tarafından yürütülen süreç tarafların görüşlerini birleştirmeye yönelik barışçıl bir çözüm yolu olacaktır. Ayrıca ekonomik olarak tasarruf edilecek ve zamandan kazanç sağlanacaktır. Yargılama sürecinden çok daha hızlı bir şekilde sonuçlanması taraflar için etkili bir çözüm yolu sunacak, arabulucuya yapılacak ödeme, avukatlık ücreti ve dava açma masraflarından çok daha makul olacaktır.


TRAFİK KAZALARINDA ARABULUCULUK

Trafik kazalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar önceleri sadece mahkemede çözümlenebilirken, 2 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, Kara Yolları Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliği’nde yapılan değişiklik ile artık taraflar için arabulucuya başvuru yolu da açılmıştır. Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat talepleri için arabulucuya başvurmak tarafların serbest iradelerine bağlı (ihtiyari) iken 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve tazminatlara ilişkin ihtilaflarda arabulucuya gitmek dava şartı olarak kabul edilmiştir. Daha açık bir anlatımla dava yoluna müracaat etmeden önce arabulucuya başvurulması, taraflar için zorunlu hale getirilmiştir.

Dava şartı yerine getirilmeden açılmış olan davaların usulden reddedildiği düşünüldüğünde başvurucu taraf için bu usul işlemi önem arz etmektedir. Zira trafik kazası sonucu yaralanan tarafın davadan önce arabulucuya müracaat etmemiş olması nedeni ile açılmış çoğu dava usulden reddedilmiştir. (2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/91 Esas KARAR NO: 2019/138).

Ancak maddi zararın kusurlu taraflarca tazmini halinde, zarar gören tarafın manevi tazminat hakkı bulunmaktadır. Bu tür bir davada sigorta şirketinin manevi tazminat taleplerinin muhatabı e/veya zarar verenin tüzel kişiliği olmaması halinde arabulucuya başvuru ihtiyaridir. İhtiyari arabuluculukta tarafların arabulucuya başvurması kendi tercihlerine bağlıdır.

Kimler Başvurabilir?

Dava şartı Arabuluculuğa başvuruda, trafik kazasından zarar gören(talep eden) ve zarar veren/ sigortacı(talep edilen), arabulucuya başvurabilirler.

İhtiyari arabuluculuk sürecinde ise, dava şartı arabuluculukta olduğu gibi her iki taraf da arabulucuya gidebilecektir.

Ne kadar Sürede Başvuru Yapılmalıdır?

Sigorta şirketine yapılan başvurunun ardından, sigorta şirketi talep edilen tazminat miktarını ödemez veya eksik öderse Sigorta Tahkim kuruluna başvuru yapılmalıdır. Ancak trafik kazaları nedeniyle sigorta şirketlerine açılacak davalar anlatıldığı üzere ticari dava olarak kabul edildiğinden dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılması zorunludur.

Taraflar, ödeme ile ilgili birbirlerine yaptıkları talepler sonucu mutabakata varamazlar ise anlaşma sağlanamayan tutar üzerinden, 15 gün içinde arabulucuya başvuru yapmalıdırlar. Ancak belirtmek gerekir ki sigortacıya karşı daha önce dava açılmış olması arabulucuya başvuruya engel değildir

Arabulucuya başvurunun ihtiyari olduğu durumlarda da kişiler dava açmadan önce veya yargılama aşamasında arabulucuya gidebilir. İhtiyari arabuluculuk başvurularında, tarafların birbirlerine yaptıkları teklife, karşı taraftan 30 gün içinde cevap gelmezse teklif reddedilmiş sayılır. Bunun üzerinde başvuran taraf dava hakkını kullanabilir.

Arabuluculuk Süreci ve Sonuçlanması

Dava açılmadan önce tarafların başvurdukları uyuşmazlığın arabuluculuk faaliyetinin sürecinde sonuçlandırılması anlaşma tutanağı ile belgelendirilir. Dava sırasında arabulucuya başvurulduğunda ise hakim 3 ayı geçmemek üzere davayı erteleyebilir. Bu süreç içersinde sorun çözümlenmezse mahkeme süreyi nihai olarak 3 ay daha uzatabilir.

Arabulucu, ticari olarak görülecek davalarda kendisine yapılan başvuruyu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta daha uzatılabilir. Yani anlaşmazlığın sonuçlandırılması 6+2 hafta sürmektedir.

Arabuluculuk; tarafların anlaşması, taraflardan birinin çekildiğini arabulucuya veya karşı tarafa bildirmesi ile sona erer. Tutanak, taraflar, kanuni temsilcileri ya da avukatlarınca imzalanır. Hazırlanan bu tutanağın birer örneği taraflara verilir ve taraflar bu belgeleri 5 yıl saklamakla mükelleftir. Taraflar anlaşma koşullarını yerine getirmeyen taraf için Sulh Hukuk Mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alarak bu tutanağı icra edebilir. Bu şerh ilam(kesinleşmiş mahkeme kararı) hükmündedir ve yargılama sonucu oluşmuş bir hüküm gibi icraya konulur.

Arabuluculuk anlaşmasını taraflar, avukatları ve arabulucu birlikte imzalamış ise bu anlaşma Avukatlık Kanunu 35/A maddesi uyarınca mahkeme ilamı hükmünde olduğundan, tarafların ayrıca icra edilebilirlik şerhi almasına gerek yoktur.

NTN Arabuluculuk; hızlı, etkili ve tarafların rızası ile çözümlenebilecek bu türden ihtilafların neticelendirilmesi için tarafların Arabuluculuğa başvurmasını önemle tavsiye etmektedir.

70 görüntüleme

NTN Arabuluculuk Hizmetleri A.Ş  Copyright 2019 All Rights Reserved.

Design & Development by digitalfabrika

NTN Partners Arabuluculuk